Dünyada
İnsanoğlunun şekerle ilk tanışması, binlerce yıl öncesine, Hindistan ve Çin’e uzanır. Antik çağda Yunanlılar ve Romalılar tarafından “Hint Tuzu” ve “Asya Balı” olarak adlandırılan şeker, 6. yüzyılda Persler’in Hindistan’ı, 7. yüzyılda ise Araplar’ın Pers topraklarını fethetmesiyle birlikte daha geniş coğrafyalara yayılmıştır. Araplar, şekerin üretim tekniklerini Persler’den öğrenmiş; imparatorluklarını genişlettikçe Kuzey Afrika ve İspanya başta olmak üzere farklı bölgelerde şeker üretimine başlamışlardır. Bu sayede şeker, Orta Çağ’da Avrupa’ya girmiştir.
18. yüzyıla dek yalnızca şeker kamışından elde edilen şeker; kahve ve çayın yanında sunulan, zarafetin ve zenginliğin simgesi sayılan lüks bir üründü. Hatta dönem dönem hastalıkların tedavisinde bile kullanılmıştır. Ancak şeker kamışının dünya genelinde yaygınlaşması ve üretim maliyetlerinin düşmesiyle birlikte, şeker bir lüks olmaktan çıkıp temel gıda maddeleri arasında yer almaya başlamıştır.
Bu dönüşüm, özellikle 18. yüzyılda Almanların şeker pancarından şeker üretimini başlatmasıyla hız kazanmıştır. O günden bugüne, dünya nüfusu artışından bile hızlı bir şekilde büyüyen şeker üretimi; 1830’da 800 bin ton/yıl seviyesindeyken, bugün Türkşeker’in 2010 sektör raporuna göre yılda yaklaşık 155 milyon tona ulaşmıştır.
Türkiye’de
Ülkemizde şeker üretimiyle ilgili ilk somut ve başarılı adım, 1925 yılında Uşaklı Nuri Şeker’in girişimleriyle atılmıştır. Aynı dönemde temeli atılan Alpullu Şeker Fabrikası ise 1926 yılında üretime geçerek ilk yerli şekerimizi üretmiştir. Bu başarı, Türkiye genelinde şeker fabrikalarının sayısının hızla artmasına öncülük etmiştir.
Günümüzde, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ve bağlı ortaklıklarına ait 25, özel sektöre ait 8 (bunlardan 6’sı Pankobirlik bünyesinde) olmak üzere toplam 33 şeker fabrikası faaliyet göstermektedir.
Beş Yıllık Kalkınma Planı verilerine göre, 2001 itibarıyla Türkiye’de yıllık toplam toz şeker üretim kapasitesi 2.250.000 ton seviyesindedir. 2010/2011 döneminde hem kamu hem özel fabrikalarda bu kapasite tam anlamıyla kullanılmıştır. Mevcut kapasitenin %65’i kamuya ait olup, iç talebin yaklaşık %12,5 üzerinde üretim yapılmaktadır. Küp şeker üretim kapasitesi ise 594.000 ton/yıl ile iç talebin yaklaşık altı katıdır.
Şeker Nasıl Üretilir?
Toz Şeker Üretimi
Toz şeker, hem şeker kamışından hem de şeker pancarından elde edilebilmektedir. Şeker kamışı üretiminde, önce yaprakları kesilen kamışlar yıkanır, ince biçimde kıyılır ve merdaneler arasında ezilir. Ezme işlemi sırasında üzerine su püskürtülerek ham şeker çözeltisi elde edilir. Bu çözelti çeşitli arıtma işlemlerinden geçirilip filtrelenerek kristal toz şeker haline getirilir.
Şeker pancarından üretimde ise pancarın suyu sıkılarak elde edilen şıra, filtreleme ve buharlaştırma işlemlerinden geçirilir. Şıra, kristalleşerek toz şeker hâline gelir. Kullanılan pancarın kalitesine bağlı olarak ortalama 7–8 kilogram pancardan 1 kilogram toz şeker üretilir.
Küp Şeker Üretimi
Küp şekerin üretimi de titiz bir süreç gerektirir. 50 kilogramlık çuvallarla fabrikaya getirilen toz şeker, öncelikle içme suyu ile nemlendirilir. Bu nem, toz şeker taneciklerinin birbirine tutunmasını sağlar. Nemlenen şeker, döner tamburlar üzerindeki kalıplara dökülerek preslenir. Bu işlemden çıkan şeker küpleri, kurutma fırınlarında nemini tamamen kaybedene kadar dinlendirilir. Kuruduktan sonra robotik sistemlerle ambalajlanarak satışa hazır hale getirilir.
Burada altı özellikle çizilmesi gereken bir konu da şudur: Küp şekeri oluşturan tanecikler, yalnızca su kullanılarak birbirine tutturulur. Halk arasında hâlen zaman zaman dile getirilen “şeker, kemik tozuyla yapıştırılır” efsanesi ise hiçbir bilimsel temele dayanmamaktadır.